Sinekli Bakkal - Halide Edip Adıvar
Halide Edip Adıvar - Sinekli Bakkal Romanının Özeti
Kitabın Adı:SİNEKLİ BAKKAL
Kitabın Yazarı: Halide Edip ADIVAR
Kitabın Yazılma Yılı:1936
Kitabın Yayınevi: Özgür Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 1999
Sayfa Sayısı:458
Kitabın Konusu: Halide Edip, Sinekli Bakkal adlı kitabında İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinin Sinekli Bakkal sokağında doğup büyüyüp evlenen Rabia adlı bir hafız kızının ve çevresindekilerin hayatını anlatmaktadır.
Kitabın Özeti:
Sinekli Bakkal,
Abdulhamit devri İstanbul’unun kenar mahallelerinden birisidir. Bir
geçitten çok bir toplantı yeri gibidir. Bu sokakta oturanlardan biri
mahalle imamıdır. Onun kızı, Emine ise babasının istemesine rağmen “Kız
Tevfik” denilen bir halk sanatçısı ile evlenir. Tevfik; orta oyunu,
karagöz gibi şeylerle vakit geçirir. Ayrıca Emine ve Tevfik’le
birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini işletmektedir. Bir süre
sonra Tevfik ile Emine anlaşamazlar ve ayrılırlar. Tevfik yaptığı
şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, ve İnadını ve
iradesini annesinden, yeteneklerini ise babasından olan bir Rabia
isimli bir kızları dünyaya gelir . Emine’nin Babası Rabia’nın dedesi
olan imam ise Rabia’yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de
kibar konağı vardır: “Selim Paşa Konağı”. Bu konak başlı başına bir
alemdir. Selim Paşanın Hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm
korkularına kapılmıştır. Ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir
kadındır. Selim Paşa ise Padişahın dostlarından ve Zaptiye Nazırı idi.
Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir
ihtilalcidir. Büyüklük peşinde bir hayal adamı. Konağa giren - çıkan
pek çoktur. Peregrini adında ki bir İtalyan piyanist Vehbi Dede adında
bir Mevlevî bunların başlıcaları arasındadır.
Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa konağına
kapılanır. Peregrini’yi orada tanır. Vehbi dededen musiki dersleri,
alır. Rabia biraz büyüdüğünde Hiç görmediği babası Tevfik sürgünden
dönmüştür. Rabia annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda
kalmış ve Babası Tevfik’i seçmiştir. Bunun üzerine Emine Rabia’ya çok
kızmış her namazdan sonra beddua etmeye başlamıştır. Rabia Babasına
bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte Mahallenin cücesi olan
Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir. Lakin
Tevfik’in kadın kılığına girip Selim Paşanın oğlu Hilmi için Fransa’dan
gelen yabancı evrakları feslilerin giremeyeceği Fransız Postanesine
gidip alması esnasında yakalanması ile, Tevfik, zaptiye dairesinde “göz
patlatan Hakkı” adında ki zorbanın sıkı işkenceleri ile sorguya
çekilmiştir. Gene de Hilmi’nin adını vermez sürgüne yollanır. İş
anlaşıldığı için Paşanın oğlu Hilmi de Selim Paşanın emri ile sürgüne
Şama sürülecektir.
Tevfik yokken Rabia Rakım Amcanın yardımı ile dükkanı idare eder. Vehbi Dede ve Peregrini de kendisine arkadaşlık ederler. Ama babası sürgüne yollandığından sonra bir daha Selim paşa konağına ayak basmaz. Konakta pek sevdiği bir Cariye vardır: Kanarya Hanım. Çerkez asıllı olan Kanarya Hanım da aslında evlenip çırak çıkmıştır.
Rabia, Ramazanlarda camileri gezer mukabele okur ara sıra mevlitlere çağrılır. Şehzade Nihat Efendisinin yalısında da Mevlit okumaya davet edilir. Rabia yalıya gittiğinde iç salonun kapıları açılarak sinekli bakkal mescidinin büyük bir toplantı yeri haline getirildiğini görür. Renkli Papatya başlarına benzeyen yüzlerce başörtülü kadın dinleyicisi vardır. Bu duygulu kalabalığa yanık ve dokunaklı sesi ile mevlit okuduktan sonra salonun sonunda çok güzel bir mermer heykele benzeyen sarışın bir kadın görür . Bu kanarya Hanımdır. İki eski dost çığlık çığlığa birbirlilerinin boynuna atılırlar.
Peregrini Rabia’nın okuduğu mevlide hayrandır. Karakterine, olgunluğuna hayrandır. Sonunda , tasarısını Vehbi dedeye açar. Onunda uygun bulması üzerine Rabia ile evlenmek için dinini değiştirir. Osman adını alır. Vehbi dede de, onu kızı gibi sevmektedir. Yani Rabia da güzelliği bulan Tanrı sevgisi…
İmam da Emine de öldüğünden Osman’la Rabia Evi onarırlar. Dükkanın üstüne yerleşirler. Rabia’nın gebeliği çok sıkıntılı geçer. Sonunda İstanbul’da ilk defa yapılan bir sezeryan ameliyatı ile kurtulur. Bir oğlu olur. Bu mutlu olayı izleyen yıllarda 1908 meşrutiyeti gelir. Sürgünler yerlerine dönerler. Geri dönenler arasında Tevfik de vardır. Rabia, Osman Rakım Amca , Mahallenin Kibar tulumbacısı, Sabit Beyağabey , Bütün sinekli bakkal onu karşılamaya giderler. Vakti ile Padişah haini diye sille tokat İstanbul’dan sürülenlerin hepsi, şimdi birer Hürriyet kahramanı olarak dönmektedir.
Tevfik’in bu siyasi görüşlerle ilişiği yoktur. Vapur rıhtımına yanaşıpta sürgünler çıkınca karşılama törenleri başlar. Sabit Beyağabey bir emir verince sinekli bakkal takımı Tevfik’in bile ürkütüp saklanacak yer aratan bir coşku ile gösterilerine başlar. Sinekli bakkal delikanlıları Şişmanca bir adamı omuzlarına alırlar. Tevfik’in mahalleye dönüşü dolası ile ateşli bir hürriyet nutku çeken bu adamı Tevfik hemen tanır. Bu zaptiye dairesinde kendine işkence eden göz patlatan Muzafferdir. Vehbi Dede ile Osman Tevfik’in Koluna girer ve ona bir torunu olduğunu haber verirler.
Kitabın Anafikri: Halide Edip‘in gözünde ideal Türk
kadının doğu kültürünün aynı zamanda Batı ile tanışmış ılımlı
kişiliğini; akla dayanan Batı felsefesinin birer temsilcisiolduğunu
topluma göstermek istemiştir.
Kitabın Kahramanları:
RABİA:Romanın asıl kahramanı: İlhâmi İmamın kızı Emine ve Kız Tevfik
diye bilinen orta oyuncusunun kızı “Rabia”dır. Rabia, Yazarın romanda
kendisi yerinde gösterdiği ve “İdeal Türk kadını nasıl olmalı?”
sorusunun cevabı olan kişidir. Rabia’nın kişiliğinin oluşmasında
babasından çok dedesinin etkili olmuştur. Kendisi İmam olduğu için
torunu hafız yaparak İslami bilgilerle donanmasını sağlamıştır. Paşanın
konağına gitmesi ile Rabia’nın kişiliğinin değişiminde en büyük etkiyi
görülüyor. Dedesinin yanında her zaman cehennemden bahsedilerek büyüyen
Rabia konağın ortamını görünce geleneklerine bağlı, ancak batı eğilimli
bir karakter ortaya çıkıyor. iki ayrı ruh ikliminde yetişmiş olduğu
Peregrini yani Osman’la evlenmesi ile de bunu gösteriyor. (BKZ. sayfa
87)
KIZ TEVFİK: Daima şen şakrak, orta oyununda usta, yakışıklı ve çok düzensiz bir kimlikte anlatılıyor.
VEHBİ DEDE: Konakta Rabia’ya ders veren bir Mevlevî derviş olarak bize aktarılan Vehbi
Dede, her zaman teselli edici teskin edici mizacı ile Rabia’nın
dedesinden çok farklı olarak Ruh okşayıcı bir alim olarak anlatılıyor.
PEREGRİNİ (OSMAN): Annesinin tavsiyesiyle eskiden papaz olan Peregrini
daha sonra her hangi bir dine bağımlı olmaksızın yaşamış bir müzik
hocası. Türkçe’yi çok iyi konuşan bu adam dinsiz olmasına rağmen Vehbi
Dede gibi dinine bağlı insanlara saygı duymuştur. Rabia ile evlenmek
için dinini değiştirerek Osman ismini almıştır.
SELİM PAŞA: Eski Dahiliye Nazır, padişaha son derece bağlı bir mizaç
ortaya sürmüştür. Öyle ki kendi oğlunu bile gözünü kırpmadan ve elinde
kesin delil olmadan sürebilmiştir. Ama diğer taraftan Rabia’ya karşı
hep şefkatli olmuş ve iyi davranmıştır.
EMİNE: Rabia’nın annesidir. Önceleri Rabia’yı çok sevmiş ancak
sürgünden dönen babasını kendisine tercih edince, elinden gelse
Rabia’nın boğazına sarılmak istemiştir. Elini öpmek için gelen kızını
kovmuştur.
İLHAMİ İMAM: Rabia’nın büyük Babası, mahalleliye devamlı cehennemden bahseden bir imam.
BİLAL: Rabia ile evlenmek isteyen bir genç.
RIFAT AMCA: Mahallenin cücesi.
PEMBE: Rabia’nın hizmetini yürüten beraber yaşadığı çingene.
HİLMİ: Selim Paşanın Jön Türk oğlu.
SABİHA HANIM: Selim Paşanın Hanımı.
KANARYA HANIM: Köşkte ki bir Çerkez kızı.
Kitabın Yorumu:Bence Sinekli Bakkal bugün dahi türk kadınına örnek teşkil edebilecek bir şaheserdir. Bu kitap sadece Türk kadını için değil erkeği içinde bir rehberdir, bunun için herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.
